Savunmada gizli ambargolar ‘iş’e yaradı SAHA’ya hücum var

SAHA’ nın Yönetim Kurulu Başkanı Büyükdede sektördeki dönüşümü anlattı. Son dönemde Türkiye’ye savunma sanayiinde görünür ve görünmez pek çok ambargo olduğunu belirterek, “Bunu gören şirketler SAHA’ya hücum etti; ‘Yerlileşmede bize ne sorumluluk düşer’ diyorlar” ifadesini kullandı.

ÖZLEM ERMİŞ BEYHAN

Savunma, Havacılık ve Uzay Kümelenmesi Derneği SAHA’nın Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Büyükdede,” Bazen felaketler hayırlara vesile olur” diyor. Savunma sanayiinde Türkiye’ye uygulanan bazen gizli bazen açık ambargonun yerli üretimi nasıl ateşlediğini anlatıyor. Bu yolda en önemli güç, “Biz bu işin neresinde olabiliriz” diyerek kendilerine adeta hücum eden sanayicilerimizin ilgisi. En önemli engel ise sertifikasyon süreci ve bedelleri. Büyükdede bu yolda çözüm için farklı formüller geliştirdiklerini vurguluyor.

Eskiden girilemez denilen kurumlarla şimdi yanyanayız

– Savunma sanayiinde yerlileştirme projesi pek çok şirkete yeni fırsat yarattı. SAHA bu noktada nasıl bir işlev görüyor?

SAHA’yı biz 3 yıl önce kurduk. Savunma sanayii daha ziyade Ankara’da yoğunlaşmış durumda. Sanki bu Ankara’ya hapsolmuş bir konu gibiydi. Ankara ile yaptığımız görüşmelerde de sanki İstanbul bu konuya sıcak bakmıyor gibi bir hava vardı. Ne zaman ki İsmail Demir müsteşarımız Ankara’ya gidince bize “İstanbul bu işin neresinde?” dedi. Ben de hem İSO’dayım hem Müsiad’dayım. İstanbul’daki sanayiyi bu işe nasıl entegre ederiz diye işe başladık.

İstanbul neden uzak kaldı sizce savunma sanayii ihalelerinden?

Kuzey Marmara bölgesindeki sanayicilerimiz genellikle savunma sanayii ile ilgilenmek yerine dünya ile ilgilenmeyi tercih ediyorlardı. Savunma sanayiine ilgi gösteren şüphesiz firma vardı ama sayısı çok azdı. Firmalar ihaleye girmiyor, ilgilenmiyordu. Geçmişte savunma sanayiinin ihale mekanizması çok teknik ve çok zordu bir süre öncesine kadar. Şimdi çok daha nitelikli hale gelmeye başladı. Savunma Sanayii İstanbullu firmaları tanımaya ve bu gücü Ankara’ya taşımaya başladı.

– Örnek verebilir misiniz bu sürece dair?

Örneğin Roketsan günleri yaptık. Karşılarına 160 firmayı oturtunca bu firmaları teker teker tanımak istediler. Biz bu firmaları tanıttık, ciddi bir portföy oluşmasını sağladık. Tedarikçi olabilecek firmalar listesi oluşturdular. Diğer taraftan TAİ günleri düzenledik. TAİ’deki arkadaşlar İstanbul’daki sanayicilere kendilerini tanıttılar. İstanbul sanayicisi TAİ’nin neye ihtiyacı olduğunu bilmiyordu. İTÜ’nün de desteği ile firmalar ile TAİ birbirini tanıdı. Temel Kotil hocanın da orada olmasının da etkisi ile bizimle daha yakından ilgilenmeye başladılar. Dediler ki “Bizim Hürkuş’ta şunlara ihtiyacımız var”… Yeni yapılacak savaş uçağında, helikopterde ihtiyaçlarını bildirdiler. İniş takımından hidrolik donanımına, iklimlendirmeye her aşaması ile ilgileniyoruz. Bu bir süreç ama, akşamdan sabaha olacak bir şey değil.

Ama damarda kan akmaya başladı…

Başladı. Karşılıklı biraraya geliyoruz. Onlar kendilerini ciddi biçimde açtılar. Eskiden girilemez denilen birçok kurumda sanayicilerle mühendisler ve teknisyenler yan yana gelebilir duruma geldi. Makine Kimya’da şu anda ciddi çalışmaaklar yapıyoruz. Karşılıklı güzel bir network oluştu.

Yerli sertifikalar üretecek mekanizmalar kuruluyor

– Savunma sanayinde yerlileştirme sürecinde yeni şirketlerin kurulması söz konusu mu?

Kuruluyor. Savunma Sanayiimiz o şirketlere ortak olarak da destek veriyor. Yeni destekler sistemi açıklandı. O sistemde yeni firmalar üretmemiz gerekti. Mevcut firmaların kalitesinin, onların ihtiyacı olan seviyeye evrilmesi sürecine girdik bir yandan da. Bu da çok önemli.

Yani alırım senden ama şu standartlara gelmen lazım diyorlar…

Evet. Yeterlilik elde etmek için TR1, TR2, TR3 denilen standartları sağlamanız gerekiyor. Bizim alışkın olmadığımız şeylerden biri de o. Şirketlerimizin üretegeldikleri bir ürün var. O ürün kendilerine göre çok gelişkin. Fakat ürün bir uçağa monte edileceği zaman orada yoksunuz. Veya bir gemiye, denizaltıya monte edileceği zaman orada yok olabiliyorsunuz. Şimdi ikinci hamle başlıyor bizim için. Burada o standartların oluşturulması gerekiyor.

– Burada o standartlara ulaşılması, o belgelerin alınması çok yüksek bedellere mal olabiliyor. Sanayicilerin çokça şikayet ettiği konulardan biri bu. Orada nasıl bir süreç işleyecek?

Evet, bazı belgeler çok pahalı. Bu şu anda en çok odaklandığımız konulardan biri. Yerli sertifikalar verebilecek firmalar da üretilmesi gerekiyor.

– 9 kişinin çalıştığı bir KOBİ, nasıl o parayı verip sertifika alacak da rokete parça verebilecek?

Şimdi orada Savunma Müsteşarlığımız o konuda destek olmaya başladı. Mesela TAİ ‘Ben sertifike edeyim’ diyebiliyor bazı konularda. Bir de sadece Türkiye içinde kullanılacak ürünler için yurtdışından sertifika alınmamasına dair bir talebimiz var. Dışarıya ihraç etmeniz söz konusu olmayan bir konuda alıcı firmalarımız bu sertifikasyonu kendileri üstlenip, ‘bu bana yeterlidir’ diyebileceği yapılar da oluşuyor.

– Var mı böyle bir süreç?

Evet, oluşuyor. Eskiden sertifikasyonu yok, bitti, dışarıdan alıp gelirim denirdi. O süreç için bir takım bürolar kurulmuş ve ithalatlar yapılıyor. Şimdi o sistemden, “Ya bu Türkiye’de üretilmelidir”e geldik. Bazen bazı felaketler bazı hayırlar doğuruyor. Şu anda bulunduğumuz harp hali, çevremizdeki bunca kargaşa, terörizmle bu büyük mücadelemiz bizi bir noktaya getirdi. Görünür görünmez pek çok ambargolar bizim işimize yaradı. Bir gün bunun önü kesildiğinde Türkiye’de bunu kim yapar sorusu devletimizin önüne geldi. Cumhurbaşkanımızın, Başbakanımızın “Bunları yerli tedarik edin” baskısı son derece önem taşıyor. Orada bir irade var.

Dünya

 

 

 

2017-12-12T07:46:00+00:00