MAKALE
Sanayi Kümelerinin Savunma ve Havacılık Sektörüne Katkıları

Savunma sanayii, içerisinde yüksek havacılık ve denizcilik teknolojileri, yüksek kara silah ve sistem teknolojileri barındıran spesisifik alanlardır. Bu sistemlerin bir ülkenin özgün teknolojik altyapısı ile üretilebiliyor olması çok önemlidir. Ülkelerin müttefiklik hukuku içerisinde, bu sistemlere başka ülkelerin üretimleri üzerinden sahip olmaları, tedarik edilen ülke ile olan geçici çıkar örtüşmesi ile mümkündür. İlk çıkar çatışmasında bu imkân ortadan kalkacaktır. Kaldı ki bu şekilde tedarik edilen bir sistemin üreticisi ülke, bu silah sistemleri satarken, bunların ileride kendisine ya da istemediği herhangi bir ülkeye karşı kullanılmamasını garanti edecek teknolojik tedbirleri alarak satışına izin vermektedir. Yani caydırıcılığı üretici ülkenin politikaları ile sınırlı bir sisteme maliyetinin çok çok üzerinde paralar ödeyerek sahip olmak zorunda kalınmaktadır.

Bunun çözümü teknolojiyi üreten olmaktır. Günümüzde teknolojik ürünlere sahip olarak onları kullanmak değil, bizatihi teknolojiyi üreten olmak, özgür ve bağısız olmanın ve ülkeyi güvende tutmanın ilk şartı haline gelmiştir.

Böyle olunca, politik güç, ekonomik güç, psiko-sosyal güç, askeri güç, insan gücü, coğrafi konum ve manevi güçten oluşan milli güç unsurlarının tamamının teknoloji üretmeye odaklanması gerekmektedir. Burada en önemli parametreyi insan gücü oluşturmaktadır. Teknolojiyi temel bilimlerde ihtiyaç duyulan yetkinliğe ulaşmış insanlar, uygun koşulların sağlanması durumunda üretebilir. İşin odağında insan vardır. Dolayısıyla önce o eğitimli insanları yetiştirmeli ve sonra bütün diğer milli güç unsurlarını seferber ederek eğitimli insanlarla teknolojiyi üretebiliyor olunmalıdır.

Savunma sanayii yüksek teknoloji ihtiyacı ve yukarda belirttiğim nitelikleri ile ülkelerin gelişmişliklerinde lokomotif rol oynamaktadır. Gelişmiş ülkelerin tamamına yakını aynı zamanda kendi savunma sistemlerini de üretebilen ülkelerdir. Savunmaya dair sistemlerin geliştirilmesi ile kazanılan teknolojik yeteneğin ve ileri mühendislik birikiminin hayatın her alanına tatbik edilme imkânı olması, lokomotiflik rolünün pekişesinde önemli bir özelliktir. Bu yetenek beraberinde güçlü ve sürdürülebilir bir ekonomik gelişmişlik doğurmaktadır.

Güçlü teknolojik altyapı, bu sayede gelişmiş güçlü bir ekonomi ve kendi teknolojisini kullanan, sırtını ülkesinin güçlü ekonomisine yaslamış güçlü bir silahlı kuvvetler. İşte caydırıcılığın üç saç ayağı. Böyle bir caydırıcılık, başka bir bedel ödemeye gerek kalmadan ülkenin emniyette olmasını sağlayabilir. Petrol paraları ile başka ülkelerden gelişmiş silah sistemleri alarak bu caydırıcılığı sağlamak mümkün değildir. Astronomik harcamalar yaparak, lütfedilen teknolojinin, lütfedildiği kadar yeteneği, izin verilen ülkelere ya da paramiliter guruplara karşı ve yine onların da çıkarlarına hizmet edecek şekilde kullanılabilir. Bu nedenle konu ülkenin varlık yokluk sebebi olacak kadar hayatidir.

Bu konuda yol alabilmemiz ve mevcut durumumuzdan daha ileriye gidebilmemiz için insan kaynağının geliştirilmesinin yanı sıra mevcut yeteneklerimizin koordinasyonu, doğru ve efektif yönlendirilmesi çok önemlidir. Bu konuda savunma sanayi politikaları belirleyicilerine ve sanayi organizasyonlarına çok önemli görevler düşmektedir. Hedefe ulaşmak için odaklı çalışan, nitelikli işgücüne sahip, güç birliği ile ileri teknoloji ürünler üretebilen firmaların sayısını çoğalmak zorundayız. Ancak bununla birlikte bu şekilde üretilmiş ileri teknoloji ürünleri uluslararası arenada satabilen, ulusal ve bölgesel girişimler ile, bunları destekleyecek yapılara da, şiddetle ihtiyacı vardır. Sanayi kümelerinin organizasyon yetenekleri bu konuda bütün dünyada etkin olarak kullanılmaktadır.

Kümelenme mantık olarak; güç birliğinin ortaya çıkardığı sinerjiyi daha büyük ekonomik değerlere dönüştürmeyi hedefleyen, firmalar ve kurumlar arasında, etkileşim, iş birlikleri, çözüm ortaklıkları kuran, coğrafi yoğunlaşma stratejisine dayalı, ortaklaşa iş yapma ve geliştirme yolu ile rekabet etme ve ortak kazanma modelidir.

Kümeler sayesinde aşağıdaki hususlarda fayda sağlama imkânı vardır;

Kümelerin keme firmalarının yetkinliklerine hâkim olmaları nedeniyle otoritenin ihtiyaç tanımlamalarında, milli kritik malzeme tespitinin doğru yapılmasında, firmaların geldikleri teknolojik yetkinlik düzeylerinden bürokrasinin haberdar edilmesinde önemli görevleri vardır.

Sanayici kendi yoğunluğu içinde hayatiyetini devam ettirmek, yeni talepler bulmak, üretim gayretlerini yönetmek ve termine uyma gailesi içinde çırpınırken, ihtiyaç makamının taleplerinden güncel olarak haberdar olma şansı olamamaktadır. İhtiyacın üreticiye ulaştırılmasında kümeler önemli bir ara yüz olmaktadır.

Kümelerin sektör STK’larından en önemli farkı bir sistemin ya da alt sistemin değişik sektörlerden oluşan bütün bileşenleri bünyesinde bulundurma ve değişik üretim alanlarının, sektörlerin ilişki ve uyumunu yöneten organizasyonlar olmalarıdır. Bu yapıları ile orkestra şefi rolündedirler. İhtiyaç olarak ortaya konan projeyi hayata geçirebilecek değişik sektörlerden firmaların tespiti, bu firmaların proje konusunda bilgilendirilmeleri, motive edilmeleri, proje için doğru bir iş modeli oluşturulmasına katkı sağlanması, devlet desteğinin organize edilmesi, bu alanda kazanılacak yeteneğin başka olası kullanım alanlarının tespiti konusunda çalışma yapılması, komponent ve sistemlerin test ve sertifikasyon konusunda destek sağlaması, nihai ürün ortaya çıktıktan sonra dünya pazarlarında talep bulunmasına katkı sağlanması kümeler marifeti ile mümkün olmaktadır.

Ana yüklenici firmaların bünyesinde yapılamayan ve yan sanayi olarak adlandırılan parça üreticilerinin bir entegratör etrafında toplanması ve bu şekilde alt sistem üretim gurubu oluşturulması çok önemli bir küme hizmeti olarak ortaya çıkmaktadır. Çünkü binlerce parçadan oluşabilen sistem ya da alt sistem için tek tek doğru parça üreticilerini bulmak ve bunlara iş tanımı yapmak, şartnameler konusunda bilgilendirmek, takip etmek, ana ya da alt sisteme entegre etmek ana yüklenicilerin altından kolay kalkabileceği bir şey değildir. Kümeler bu noktada devreye girerek bünyesinde entegratör vasfını haiz firmaları ana yüklenici ile buluşturup, anlaştırıp, akabinde bu onaylı entegratörün altına parça tedarikçilerini yerleştirebilir. Entegratör aynı zamanda parça tedarikçilerinin kalifikasyon, sertifikasyon ve doğru üretim süreci uyguladıklarının denetimleri sorumluluğunu üzerine almış olur. Böylece hızlı, etkin ve işleyen bir üretim yapısı kurulmuş olur. Bu sistem geliştirilmiş teknik şartnamesi mevcut bir üründe uygulandığı gibi bir Ar-Ge ya da Ür-Ge projesinde de uygulanabilir. Bu aynı zamanda ana yüklenici olma vasfındaki firmalar için eko sistemin geliştirilmesine önemli bir hizmet teşkil etmektedir. Milli olarak üretilmesi kritik önemde olan malzemelerin yine milli imkânlarla üretilmesi ve Silahlı Kuvvetlerimizin silah sistem ihtiyaçlarının karşılanmasında dışa bağımlılığının tamamen ortadan kaldırılmasında bu özellikleri nedeniyle kümelere önemli roller düşmektedir. Yüksek teknoloji gerektiren, farklı disiplinlerden çok sayıda alt sistem kullanan ve parça gerektiren sistemlerin küme firmalarının müşterek organizasyonu ile üretilme şansları çok daha yüksektir. O nedenledir ki savunma ve havacılık kümeleri, farklı odaklı kümelere nazaran daha sonuç alıcı ve katma değeri yüksek hizmet üretme şansına sahiptirler.

Bu uygulama küme olarak ilk defa SAHA İstanbul tarafından denenmiştir. SAHA İstanbul olarak bu konuda gerek ROKETSAN, gerekse TAI nezdinde yaptığımız örnek çalışmalar mevcuttur. Bu çalışmalar her iki ana yüklenici firma tedarik sisteminde paradigma değişikliğine neden olmuştur. Bu konuda oluşmaya başlayan başarı hikayeleri ve alınan geri beslemeler sistemin oturmasını ve yaygınlaşmasını sağlayacaktır.

Kümelerin birlikten doğan üretim gücü nedeniyle siyasi iktidarların ilgi odağına girmektedir. Siyasilerin sanayiye ulaşmasında kümeler önemli bir arayüz olmaktadır. Bunun iki tarafa da önemli katkıları olmaktadır. Sanayiciler açısından baktığımızda münferiden siyasilere ulaşmaları ve sıkıntılarını anlatmaları mümkün olamazken kümeler aracılığıyla bu çok daha kolay olmaktadır. Ayrıca genel olarak sanayinin ya da özel olarak sektörün sorunlarının siyasi otoriteye ya da karar vericilere ulaştırılmasında önemli bir rol oynarlar.    Bu yetenek aynı zamanda doğru sanayi stratejileri, politikaları ve mevzuatı oluşturulmasına katkı sağlar. Bunun yanı sıra bu mevzuatların hazırlığı aşamasında doğrudan mutfakta yer alma şansları vardır. Bu sanayiciye en büyük hizmetlerdendir ve asla tek başlarına yapamayacakları bir şeydir.

Kümeler ile koordineli çalışmak ana yüklenici yerli ve yabancı firmalar açısından da büyük avantajdır. Aramadan, incelemeden, hiçbir özel gayrete girmeden işlerini dağıtabileceği, ayıklanmış, ön denetimden geçmiş, teknolojik ve kalifikasyon düzeyi olarak yukarıya taşınma konusunda kendisine destek verilen firmaları bulma fırsatını yakalamış olmaktadırlar.

Küme bünyesinde geliştirilen proje, sistem yada alt sistem özelinde oluşturulan üretim paketlerini küme marifeti ile blok olarak yurt dışı pazarlarda talep üretme şansı vardır. Oluşturulan şemsiye yapı ile projeyi oluşturan her bir firma adına sistemin tamamının pazarlanması, alınan taleplerin aynı kombinasyonla üretilemeye devam edilmesi hem rekabet gücünü hem de termini olumlu etkiler. Kalite kontrol ve entegrasyon sorunları tek kalemde çözülmüş olacağından tüketicilerin de tercihi olacaktır.

Küme olarak başvurulabilen Uluslararası Rekabeti Geliştirme Projeleri ile Küme firmaları gruplar halinde dış pazarlarda %75 devlet hibe destekleri ile kendilerini tanıtma ve Pazar bulma fırsatını yakalayabilmekte, bu konuda devletin diplomatik yapılanması da kümelere destek sağlamaktadır. Pazarlamanın yanı sıra proje ve teknoyatırım destekleri konusunda da küme kurumsal kimliğinin olumlu katkıları firmaların işini kolaylaştırmaktadır.

Fuar ve benzeri organizasyonlarda toplu olarak yer almak maliyeti azalttığı gibi sunum etkisini, ziyaretçi ilgisini artırma imkânı sunmaktadır.

Kümelerin önemli yeteneklerinden birisi de üniversiteler ile sanayi arasında köprü olma özelliğidir. SAHA İstanbul özelinden açıklamak istersem, SAHA İstanbul bünyesinde 10 Üniversite mevcuttur. Bunlardan İstanbul teknik Üniversitesi, Yıldız Teknik Üniversitesi, Marmara Üniversitesi ve Gebze Teknik üniversitesi ile kapsamlı bir işbirliği protokolü imzalamıştır. Bu protokol kapsamında SAHA firmalarının problemlerinin üniversite bünyesinde projelendirilmesi ve üniversitenin akademik altyapısının, öğretim üyelerinin birikimlerinin ve master, doktora öğrencilerinin beyin gücünün firmalarının ihtiyaçlarının karşılanmasında kullanılması mümkün olmaktadır. Bunun yanı sıra bu üniversitelerin laboratuvar altyapılarının SAHA firmaları tarafından uygun koşullarda kullanılması imkanı sağlanmıştır. SAHA’nın etkinliklerinde üniversite yerleşkelerindeki tesislerin kullanılması, sanayicilerin üniversite ile daha fazla temas halinde olmaları sağlanmaktadır. Üniversite ile sanayiyi buluşturmak adına öğretim üyeleri konusuna uygun firmalarla eşleştirilmek sureti ile rektörlük görevlendirmeleri yapılarak birlikte olmaları sağlanmakta, bu sayede sanayinin pratiklerinin üniversiteye taşınması, üniversitenin akademik birikiminin sanayiye aktarılması mümkün olabilmektedir.

Bizim ülke olarak en büyük eksiklerimizden birisi birlikte hareket etme eğilimimizin olmamasıdır. Kaldı ki zanaatkârlarımız ahilik kültüründen, köylülerimizin imece kültüründen geliyor. Ancak sanayicilerimizin, birlikte hareket ederek daha iri olup dünya ile yarışmak, global şirketlere rakip olmak gibi bir hedefleri yok. Ancak zaten sınırlı sayıda ve ölçekte olan sanayi firmalarımızın birbirleri ile rekabet yerine üretim ve Ar-Ge güçlerini, birikimlerini birleştirerek dünya pazarlarını hedeflemelidirler. Rekabet öncesi işbirliği son zamanlara devlet tarafından mali olarak da desteklenen bir uygulama haline gelmiştir. Bunun için en doğru zemin kümelerdir. Çünkü küme bu tür birlikteliklere aracılık yapmak suretiyle onları yurt dışında pazarlama yeteneğine sahiptir. Kümelerin bu yeteneği firmaları birlikte olma konusunda motive eder. Normalde bir araya gelemeyecek firmalar bu sayede birlikte hareket etmeyi seçebilmektedir.

Kümeler, sektörün ihtiyaç duyduğu teknik personel eğitimi ihtiyacının ortaya konması ve çözüm üretilmesi için siyasilere, bürokratlara ve üniversitelere erişme, doğru eğitim politikaları oluşturulmasına katkı sağlama konusunda önemli bir ara yüzdür. Aynı zamanda bünyesindeki firmalar marifeti ile sektöre hizmet edecek özel eğitim kurumları oluşturma veya bu potansiyeli olan kurumları bünyesine alama imkanı da vardır. Örneğin SAHA İstanbul bünyesinde yer alan Skyjet firması ile EASA akreditasyonu ile havacılık ve hava araçları teknisyenliği eğitimleri vermektedir.

SAHA İstanbul, Türkiye’nin en büyük Savunma Havacılık ve Uzay kümesi olarak, milli sanayicimizin desteği ile ülkemizin tam bağımsızlığının ilk şartı olan Silahlı Kuvvetlerimizin silah sistem ihtiyaçlarının milli olarak karşılanması ve dışa bağımlılığımızın ortadan kaldırılması, kendi uçaklarımızı, helikopterlerimizi, İnsansız hava araçlarımızı üretecek altyapıya kavuşmamızı sağlamak konusunda yoğun bir gayret harcamaktadır. Henüz katılmamış sanayicilerimizin, hedefe emin adımlarlar ilerleyen SAHA İstanbul kervanına katılmaya ve gücümüze güç katmaya davet ediyoruz.

İlhami KELEŞ, SAHA İstanbul Genel Sekreteri